beydagi

 
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • dark color
  • red color

Youtube mamurek vidyolari

Anasayfa arrow Tanıtım arrow Mamurek rivayeti
Mamurek rivayeti
Yazar Administrator   
Pazar, 26 Ağustos 2007

MAMUREK VE TARİHÇESİ

Atalarımız yıldırım Beyazıt zamanında İran baskıların dan kurtulmak için Anadolu’nun  Tunceli yöresine göç etmişlerdi. Yaklaşık 300 aile dersime yerleşmiş ve zamanla büyüyen reşan aşireti hükümete baş kaldıran asilerin de korkulu rüyası olmuştu.

 

         Bu durumdan rahatsız olan bazı çevreler zamanın yöneticilerine baskı yapıp reşan aşiretini dağıtmışlardır. Bir kısmı Konya Cihan beyliğe göç etmişler diğerleri ise Ankara Haymana ve Muş Varto’ya yerleşmişlerdir. Bu insanlar reşan aşiretine ait insanlardır. Mamurek‘lilerin akrabasıdır. 1982 yılında bir görevi için Malatya‘nın sulu köyüne gelen haymanalı bir albay yöre halkıyla tanışıp, kendilerinin de reşan aşiretine bağlı dersimden haymanaya göç ettiklerini ve orda yerleştiklerini sözlü olarak beyan etmiştir.

          Bu aşiretlerinin bir kolu ise Sivas’ın yaylalarına göç ederek, yaşamlarını çiftçilik ve hayvancılık yaparak yaşamlarını sürdürmüşler. Zamanla çiftçiliğin zor ve emek gerektiren bir uğraş olduğundan dolayı hayvancılığa daha önem vererek yaylacılığı benimsemişlerdir. Çünkü bir kişi çobanlık eder, diğer aile bireylerine iş kalmazdı. Boş kalan diğer aile bireyleri kaçakçılık vesaire işlerle uğraşmışlardır.

         Dersimin kelime anlamı:” Gümüş kapı”dır. Bir çok insan burayı geçim kapısı olarak görmüş, firarlar ve cinayet zanlıları buradaki güçlü ağaları kendine kurtarıcı olarak görüp , onlara sığınmışlardır. Bu suçluları almaya gelen Osmanlı askerleri ile ağalar dalga geçerlermiş. Suçluyu bize verin dendiğinde alaycı bir şekilde siz koskoca Osmanlı ordususunuz bir kişi yakalamayı bizden mi istiyorsunuz diye gülerlermiş orda barınan suçlu ve askeri firarlar daha sonra ağanın emrinde çalışıp guruplar halinde kaçakçılık işlerinde kullanırlarmış. Kaçakçılık ve talancılıktan gelen gelir beşte üçü ağanın, diğer pay ise guruplar arasında pay edilirdi. Bu yaşam uzun bir süre devam etmiş, ta ki hasanı tüjük dedenin gününe kadar .

         Tüjük, Hasan dedemizin ağasının isminidir. (Tüjük: keskin anlamındadır.) Hasan dedemiz tüjük ağanın çobanıdır. Tüjük ağa yaşlı ve iki kadına sahip bir insandır.Ağanın karısı biri yaşlı biri ise gençtir.Hasan dedemiz ile ağanın genç karısı birbirini severler. Bir süre gizli aşk yaşarlar bu durum ağa tarafından fark edilince hasan dedemiz öldürüleceklerini anlamış ve sevdiği kadınla kaçmaya karar verirler. Kadın hasan dedemizin parası olmadığını bildiğinden altınlarını alır, kullük denen başlığın içine geri kalanı ise kuşağına ve köy neyine doldurur, kaçarlar. Ağa yakınları ve köy ahalisi hasan dedemizin peşine döşer, hasan dede ve sevdiği hatun Fırat nehrine gelirler o dönemde Fırat ‘tan karşıdan karşıya geçmek için tulum kullanılırmış. Tulum dört tane öküz derisinin yüzülüp şişirilerek birbirine bağlanmasıyla oluşurmuş, ayrıca tahtadan kürek yapılır ve kürek çekerek karşıya geçilirmiş. Hasan dedemizin bu tulumla karşıya geçmek ister. Tulumcu hasan dedeyi geçirmek istemez, eğer hasan dedeyi geçirirse ağa kendisini öldürürdü. Hasan dede tulumcuya bir altın ile ikna eder ve tulumcu onları karşıya geçirir. Karşıya geçince hasan dede ve hatunuyla dönemin yetkililerine sığınır. Dönemin yetkilileri onlara Fırat’ tan bu yana ikamet izni verir  .Bu dönemde dersimlilere Fırat’tan beri gelmeleri, ikamet etmeleri yasakmış. Arkalarından gelen ağa ve yakınları Fırat’ı geçmek istemişlerse de buna izin verilmemiş. Hasan dedemizin kaçırdığı hatun eşi olmuştur. Eşinin altınlarının bir kısmını kendilerini koruyan yetkililere vermiş ve sonra yerleşmek için izoluya gelmişler. Oranın halkı ve ileri gelenleri ile iyi anlaşıp kısa zamanda kaynaşmışlar. Hasan dedemiz hatunun altınları ile çokça koyun almış zamanla koyunları bini aşmış.

          Yaylacılıkta ki geleneğe göre koç ve tekeyi boynuzlarından birbirine bağlayıp dağa gönderirlermiş, on gün içinde başlarına hiçbir şey gelmeden sağlam dönerlerse o ev çok zengin olurmuş. Hasan dede bu geleneğe uyarak hayvanları dağa salmış, hayvanlar on gün sonra sağ selim ev dönmüşler. Bunu gören izolu’lun ileri gelenleri kıskanıp “ bu adam yeni geldi ve bütün otları bunun hayvanları yedi” deyip bu adamı ve oğullarını öldürmeye karar vermişlerdi. Hasan dede bu arada iki hatun daha almış, biri Adıyaman yöresinden biri Malatya gündüz bey’den, Adıyaman’dan aldığı karısından ali kan ve taş ikan oğulları olmuş, gündüz beyden aldığı karısından da mamo bir oğlu olmuş. Sarışın ve kırmızı bir yüzü olduğundan ona mamsur demişler, ilk kaçırdığı karısından da mamurek adında bir oğlu olmuş.izolunun ileri gelenleri hasan dedeyi ve oğullarını öldürmek için plan yapmış, göstermelik bir sünnet düzenlemişler. Hasan dedeyi kirve tutmuşlar, hasan dede düğüne gitmeyip sürülerin yanında kalmış. Oğulları düğüne giderken yolda davul zurna ile karşılamaya başlamışlar. Hasan dedenin oğulları düğün yerine varmadan izolu dostlarından biri onlara kaçmalarını, kaçmazsa onların öldürüleceklerini söylemiş.Bunun üstüne hasan dedenin oğulları kaçmış, bu sırada hasan dede sürünün başında iken izolu bir çoban hasan dedenin yanına gider ve ona sarması için bir sigara verir hasan dede sigara sararken çobanda nasıl olsa oğulları düğünde öldü bende hasan dedeyi burada öldüreyim der ve çakmaklı tüfeği ile hasan dedeyi göğsünden vurur. Düğünden dönen oğulları atlarıyla hasan dedenin yanına gelir hasan dedenin öldürüldüğü gören oğulları çığlına döner ve izolu da çok adam öldürürler. İzolular bu gençlerle baş edemeyeceklerini anlar ve barışmak isterler, bunun üstüne izolular hasan dedenin oğullarının çadırına giderler o dönemde eve gelen, evin çadırına giren, oturan düşman bile olsa el kaldırılmazmış.

             İzolular barışmak için cemaati ve yaşlı kadınları alıp çadıra gitmişler, hasan dedenin oğulları barışmamak için çadırdan kaçmışlar, eski dönemde kadınların keten(baş örtüsü ) yere atılınca baş örtüsü namus timsali olarak görülürmüş. Kimse onu geçemez ve olay ne olursa olsun o olay sulh olurmuş. İzollular da bu geleneği son çare olarak görmüş ve hasan dedenin oğullarıyla barışmışlar ve onlara yer vermişler.Ama hasan dedenin oğulları babasının kanın aktığı yerde kalamayacaklarını söyleyerek göç etmişlerdir.

             Dört kardeş boş olan yaylaları paylaşmak istemişler bir gün ali kan , taş ikan ve mamurek kardeşler küçük kardeşleri mamsuru değirmene gönderip yaylaları kendi aralarında paylaşmışlar. Mamsur geldiğinde durum anlatmışlar ve ona hiç yayla kalmadığını söylemişler, mamsur da küsüp şimdiki filiske köyünden bir yer satın alıp, orda çiftçilikle uğraşmış.Üç kardeş de yaylacılık yapmış ve yakın zamanda yerleşik hayata geçmişlerdir.

             Hasan dedenin namıda tüjük ağanın hasanı diye anılmış.Oğulları bir kabile oluşturmuştur.

             Mamurekten bugünkü mamurek’ liler , ali kanda bugünkü ali kanlılar, taşıkan da bugünkü taşıkanlılar, mamsurdan bugünkü mamsurlular kabileleri oluşmuş. Her kabileden sülaleler oluşmuş, bugün ki nüfus bu yörede olanlar ve başka bölgelere dağılarak yerleşenler, devlet memuru olmuş veya ticaretle uğraşıp uzaklara dağılanlarla nüfusumuz on binleri geçmiş, soyumuz devam etmiştir.Aşiretimizin , soyumuzun devam etmesini diler, gerek kendilerine gerekse insanlık alemine  hayırlı nesiller yetişmesini temenni ederiz.

                                S                  O                         N

 

 

 

Yorum (0) >>
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz veya giriş yapmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Click for Malatya, Turkey Forecast

Mamurek

anket

Kasabamızın hangi köyündensiniz
 

www.mamurek.com
beydagi